Meme Kanserinde Erken Tanı: Hangi Belirtileri Göz Ardı Etmemelisiniz?

Meme kanseri her zaman ele gelen bir kitleyle belirti vermez. Meme ve meme başındaki değişikliklerden cilt bulgularına kadar dikkat edilmesi gereken işaretleri ve erken tanıda görüntülemenin önemini öğrenin.

Blog image
Blog image

Meme kanseri hakkında konuşulduğunda çoğu kişinin aklına ilk olarak memede ele gelen bir kitle gelir. Gerçekten de yeni ortaya çıkan bir kitle, meme kanserinin en sık fark edilen belirtilerinden biridir. Ancak meme kanseri her zaman bir kitleyle başlamaz ve bazı meme kanserleri herhangi bir belirti oluşturmadan, rutin mamografi sırasında saptanabilir.  

Bu nedenle erken tanının iki önemli ayağı vardır: Kişinin kendi memesindeki yeni ve kalıcı değişiklikleri fark etmesi ve yaşına ve risk durumuna uygun meme kanseri taramalarını aksatmaması.

Burada amaç her meme değişikliğini kanser olarak yorumlamak değildir. Memede ortaya çıkan kitlelerin, ağrıların, akıntıların ve cilt değişikliklerinin pek çok iyi huylu nedeni olabilir. Ancak daha önce olmayan veya devam eden bir değişikliğin “Nasıl olsa önemli değildir” düşüncesiyle uzun süre göz ardı edilmesi de doğru değildir.

Peki hangi değişikliklerde değerlendirme gerekir ve erken tanı neden bu kadar önemlidir?

Erken tanı neden önemlidir?

Meme kanseri, henüz küçükken ve herhangi bir belirti oluşturmadan mamografi gibi tarama yöntemleriyle saptanabilir. Meme kanserinin erken dönemde bulunması, tedavinin başarılı olma olasılığının daha yüksek olduğu bir aşamada tanı konulmasına yardımcı olabilir.  

Bu nedenle “Herhangi bir şikâyetim yok, mamografiye ihtiyacım yok” düşüncesi doğru değildir.

Tarama mamografisinin temel amacı zaten şikâyet ortaya çıkmasını beklemeden meme kanserinin olası erken bulgularını araştırmaktır.

Diğer taraftan düzenli tarama yaptırıyor olmak da memede yeni gelişen bir değişikliğin görmezden gelinebileceği anlamına gelmez. Mamografi her meme kanserini gösteremeyebilir. Bu nedenle iki tarama arasında fark edilen yeni bir bulgunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.  

1. Memede yeni ortaya çıkan bir kitle

Meme kanserinin en bilinen belirtilerinden biri yeni ortaya çıkan kitle veya kitledir.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Memede ele gelen her kitle kanser değildir.

Meme kistleri, fibroadenomlar ve fibrokistik değişiklikler gibi iyi huylu durumlar da memede kitle veya sertlik hissine neden olabilir. CDC de meme kitlelerinin birçok farklı nedenle ortaya çıkabileceğini ve çoğunun başka tıbbi durumlarla ilişkili olduğunu belirtiyor.  

Bununla birlikte bir kitlenin yalnızca elle nasıl hissedildiğine bakılarak iyi veya kötü huylu olduğuna kesin karar verilemez.

Yeni fark edilen, kalıcı olan veya zaman içerisinde büyüdüğü düşünülen bir kitlenin değerlendirilmesi gerekir.

Bazı meme kanserleri sert, düzensiz sınırlı ve ağrısız kitleler şeklinde hissedilebilir. Ancak bunun tersi de mümkündür; meme kanseri bazen daha yumuşak, yuvarlak, hassas veya ağrılı bir oluşum olarak da karşımıza çıkabilir. Bu nedenle “Ağrıyor, o halde kanser olamaz” ya da “Hareket ediyor, kesin iyi huyludur” gibi genellemeler güvenilir değildir.  

2. Koltuk altında yeni bir şişlik veya kitle

Meme sağlığını değerlendirirken yalnızca meme dokusuna odaklanmamak gerekir.

Koltuk altında yeni ortaya çıkan bir şişlik veya kitle de değerlendirilmesi gereken bulgulardan biridir.

Memenin lenfatik drenajının önemli bir bölümü koltuk altındaki lenf düğümleriyle ilişkilidir. Bazı durumlarda meme kanseri koltuk altındaki lenf düğümlerinde büyümeye neden olabilir ve bu değişiklik memedeki asıl tümör elle hissedilecek kadar büyümeden önce fark edilebilir.  

Elbette koltuk altındaki her şişlik meme kanseri anlamına gelmez.

Enfeksiyonlar, cilt problemleri ve bağışıklık sisteminin farklı durumlara verdiği yanıtlar da lenf düğümlerinin büyümesine neden olabilir.

Ancak açıklanamayan ve devam eden yeni bir koltuk altı kitlesi varsa bunun değerlendirilmesi uygun olacaktır.

3. Memenin şeklinde veya büyüklüğünde yeni bir değişiklik

Kadınların iki memesinin tamamen aynı boyut veya şekilde olması beklenmez. Doğal asimetri oldukça yaygındır.

Burada önemli olan, yıllardır var olan doğal farklılık değil, yeni ortaya çıkan değişikliktir.

Bir memenin diğerine göre yeni gelişen şekilde büyümesi, şişmesi veya biçiminin değişmesi değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alabilir. CDC, memenin boyutunda veya şeklindeki değişiklikleri meme kanserinin olası belirtileri arasında saymaktadır.  

Bununla birlikte hormonal değişiklikler, gebelik, emzirme, kilo değişiklikleri ve yaşlanma gibi birçok faktör meme görünümünü etkileyebilir.

Bu nedenle önemli olan tek bir görüntüden ziyade kişinin kendi normalini bilmesi ve alışılmışın dışında yeni bir değişikliği fark etmesidir.

4. Meme cildinde çekilme veya çukurlaşma

Meme kanserinin daha az bilinen belirtilerinden biri meme cildinde ortaya çıkan değişikliklerdir.

Meme yüzeyinde daha önce bulunmayan bir çukurlaşma, içe doğru çekilme veya cilt dokusunda belirgin değişiklik fark edilebilir.

Özellikle cildin bazı bölgelerinde portakal kabuğunu andıran bir görünüm oluşması dikkat edilmesi gereken değişikliklerden biridir. Meme cildinde kalınlaşma veya şişme de değerlendirilmesi gereken bulgular arasında bulunur.  

Bu değişiklikler meme içerisindeki bir sürecin cilt ve çevresindeki dokular üzerindeki etkisine bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Ancak yine aynı prensip geçerlidir: Ciltteki her değişiklik kanser anlamına gelmez.

Dermatolojik hastalıklar ve enfeksiyonlar da benzer belirtilere yol açabilir. Yeni, açıklanamayan ve kalıcı bir değişikliğin değerlendirilmesi önemlidir.

5. Meme başının yeni gelişen şekilde içe çekilmesi

Bazı kadınlarda meme başı doğal olarak içe dönük olabilir ve bu durum çocukluktan veya ergenlikten itibaren mevcut olabilir.

Bu tek başına şüpheli bir durum değildir.

Burada dikkat edilmesi gereken, daha önce normal konumda olan bir meme başının yeni gelişen şekilde içe doğru çekilmesidir.

Meme başındaki yeni pozisyon değişiklikleri veya belirgin şekil değişiklikleri değerlendirilmelidir. Meme kanserinde meme başının içeri doğru çekilmesi görülebilen belirtilerden biridir.  

Özellikle tek taraflı ve yeni gelişmiş bir değişiklik varsa rutin tarama zamanını beklemek yerine hekime başvurmak daha doğru olacaktır.

6. Meme başından kendiliğinden gelen akıntı

Meme başı akıntısı kadınlarda oldukça sık görülebilir ve çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlıdır.

Emzirme dönemindeki süt salgısı bunun en doğal örneğidir. Hormonal değişiklikler, bazı ilaçlar ve iyi huylu meme hastalıkları da akıntıya neden olabilir.

Ancak özellikle emzirme dışında ortaya çıkan, kendiliğinden gelen ve kanlı olabilen meme başı akıntıları değerlendirilmelidir. Meme başı akıntısı, meme kanserinin olası belirtileri arasında yer almaktadır.  

Akıntının rengi tek başına tanı koydurmaz.

Akıntının tek memeden mi yoksa iki memeden mi geldiği, kendiliğinden mi oluştuğu yoksa meme başı sıkıldığında mı ortaya çıktığı ve tek bir kanaldan gelip gelmediği gibi özellikler değerlendirmede önemlidir.

Bu nedenle meme başı akıntısının nedenini yalnızca rengine bakarak anlamaya çalışmak yerine klinik değerlendirme yapılması gerekir.

7. Meme başında veya meme cildinde kızarıklık ve pullanma

Meme başı çevresinde veya meme cildinde yeni ortaya çıkan kızarıklık, kalınlaşma, kuruluk veya pullanma da dikkate alınması gereken değişiklikler arasındadır.  

Bu tür bulguların büyük bölümü egzama, dermatit veya enfeksiyon gibi kanser dışı nedenlerle ilişkili olabilir.

Ancak özellikle tek taraflı, kalıcı ve tedaviye rağmen düzelmeyen meme başı değişikliklerinin değerlendirilmesi önemlidir.

Hastaların yalnızca kitle aramaya odaklanması, meme kanserinin daha az bilinen bu tür belirtilerinin gözden kaçmasına neden olabilir.

8. Memenin bir bölümünde kalınlaşma veya şişlik

Her meme kanseri kolayca sınırları hissedilebilen yuvarlak bir kitle oluşturmaz.

Bazen memenin belirli bir bölgesinde diğer alanlardan farklı bir kalınlaşma veya dolgunluk hissedilebilir.

CDC, memenin bir bölümündeki kalınlaşma veya şişliği de olası meme kanseri belirtileri arasında belirtmektedir.  

Bu nedenle yalnızca “Fındık gibi bir kitle hissediyor muyum?” şeklinde kontrol yapmak yerine memenin genel yapısındaki yeni değişikliklere dikkat etmek daha anlamlıdır.

Bir bölgede diğer memeden farklı veya daha önce bulunmayan bir sertleşme fark ediliyorsa değerlendirme gerekebilir.

9. Meme ağrısı kanser belirtisi olabilir mi?

Meme ağrısı oldukça yaygındır ve çoğu zaman meme kanserinden kaynaklanmaz.

Özellikle adet döngüsüyle ilişkili hormonal değişiklikler, meme kistleri ve diğer iyi huylu durumlar ağrıya neden olabilir.

Ancak “Meme kanseri kesinlikle ağrı yapmaz” demek de doğru değildir.

American Cancer Society ve CDC, meme veya meme başı ağrısını olası belirtiler arasında saymaktadır. Bununla birlikte ağrı tek başına meme kanserine özgü bir belirti değildir.  

Özellikle tek bir bölgede devam eden, yeni başlayan veya başka bir meme değişikliğinin eşlik ettiği ağrının değerlendirilmesi uygun olabilir.

Belirti olmaması meme kanseri olmadığı anlamına gelir mi?

Hayır ve erken tanı açısından belki de en önemli noktalardan biri budur.

Meme kanseri erken evrede hiçbir belirti vermeyebilir.

Kişi memesini tamamen normal hissedebilir, herhangi bir kitle fark etmeyebilir ve ağrısı olmayabilir. Buna rağmen tarama mamografisinde henüz elle hissedilemeyecek kadar küçük bir meme kanseri saptanabilir. Mamografinin taramadaki temel değerlerinden biri budur.  

Dolayısıyla kendi memesindeki değişiklikleri takip etmek önemlidir ancak düzenli taramanın yerine geçmez.

American Cancer Society de ortalama riskli kadınlarda rutin kendi kendine meme muayenesini veya klinik meme muayenesini mamografi yerine yeterli bir tarama yöntemi olarak kabul etmemektedir. Bunun yerine kişinin memesinin normal görünümünü ve hissini tanıması ve yeni değişiklikleri sağlık profesyoneline bildirmesi önemlidir.  

Kendi kendine meme muayenesi yeterli midir?

Kendi memesini tanımak ile kendi kendine meme muayenesini bir tarama yöntemi olarak görmek arasında önemli bir fark vardır.

Kadınların memelerinin normalde nasıl göründüğünü ve nasıl hissedildiğini bilmeleri yararlıdır. Böylece yeni bir kitle, şekil değişikliği, meme başı değişikliği veya cilt bulgusu ortaya çıktığında bunu daha kolay fark edebilirler.

Ancak yalnızca elle kontrol yapmak meme kanseri taraması için yeterli değildir.

Bazı meme kanserleri elle hissedilemeyecek kadar küçükken mamografide görülebilir. Bu nedenle yaşa ve kişisel risk düzeyine uygun görüntüleme programının sürdürülmesi önemlidir.  

Bir değişiklik fark edildiğinde hangi görüntüleme yapılır?

Memede yeni bir bulgu fark edildiğinde kullanılacak görüntüleme yöntemi herkes için aynı değildir.

Kişinin yaşı, şikâyetin türü, meme dokusunun özellikleri ve önceki görüntüleme sonuçları değerlendirilerek mamografi, ultrasonografi veya bazı seçilmiş durumlarda meme MR’ından yararlanılabilir.

Örneğin genç bir kadında ele gelen kitlenin ilk değerlendirmesinde ultrasonografi öne çıkabilirken daha ileri yaşlarda tanısal mamografi ve ultrasonografi birbirini tamamlayabilir.

Görüntülemede şüpheli bir alan saptanması da doğrudan kanser tanısı anlamına gelmez.

Kesin tanının gerekli olduğu durumlarda görüntüleme eşliğinde biyopsi yapılabilir. Bir görüntüleme veya muayene bulgusunun kanser olup olmadığını kesinleştirmenin yolu doku örneğinin patolojik olarak değerlendirilmesidir.  

“Biraz bekleyeyim, geçmezse giderim” doğru bir yaklaşım mı?

Meme dokusu özellikle menopoz öncesi kadınlarda hormonal değişikliklerden etkilenebilir. Adet dönemine yakın memelerde hassasiyet, dolgunluk veya nodüler yapıların daha belirgin hale gelmesi mümkündür.

Ancak yeni ve açıklanamayan bir meme değişikliğinin uzun süre ertelenmesi doğru değildir.

Özellikle yeni ortaya çıkan ve devam eden bir kitle, meme cildinde çekinti veya kalınlaşma, yeni meme başı çekintisi, kendiliğinden gelişen akıntı veya koltuk altında yeni bir şişlik varsa değerlendirme için başvurmak gerekir.

Bir değişikliğin değerlendirilmesi, o bulgunun kanser olduğu anlamına gelmez. Amaç tam tersine, belirsizliğin nedenini ortaya koymaktır.

Ailemde meme kanseri yoksa belirtileri daha az önemseyebilir miyim?

Hayır.

Aile öyküsü meme kanseri riskinin değerlendirilmesinde önemli olsa da meme kanseri yalnızca güçlü aile öyküsü bulunan kadınlarda görülmez.

Dolayısıyla “Ailemde hiç meme kanseri olmadı, bu nedenle bendeki değişiklik önemli değildir” düşüncesi güvenilir değildir.

Benzer şekilde ailesinde meme kanseri bulunan bir kadının da fark ettiği her değişikliği kanser olarak yorumlaması gerekmez.

Aile öyküsü ve varsa genetik risk, kişinin tarama programını ve görüntüleme yaklaşımını değiştirebilir; ancak yeni bir bulgunun ne olduğunu anlamak için yine uygun klinik ve radyolojik değerlendirme gerekir.

Erken tanı, belirti çıkmasını beklemek değildir

Meme kanserinde erken tanı hakkında en önemli mesajlardan biri budur.

Erken tanı yalnızca belirtileri erken fark etmek anlamına gelmez.

Asıl amaç, mümkün olduğunda meme kanserini henüz herhangi bir belirti oluşturmadan tarama yöntemleriyle saptayabilmektir. Düzenli mamografi bu nedenle meme kanseri erken tanısında önemli bir yere sahiptir.  

Bunun yanında kişinin kendi memesinin normal görünümünü ve yapısını bilmesi de değerlidir.

Yeni bir kitle, koltuk altında şişlik, meme veya meme başında çekilme, meme cildinde çukurlaşma ya da kalınlaşma, açıklanamayan şekil değişikliği veya kendiliğinden gelişen meme başı akıntısı gibi değişiklikler fark edildiğinde rutin kontrol tarihini beklemek yerine değerlendirme yapılmalıdır.  

Bu belirtilerin herhangi birinin bulunması meme kanseri olduğunuz anlamına gelmez. Birçok iyi huylu meme hastalığı benzer değişikliklere neden olabilir.

Ancak meme sağlığında doğru yaklaşım, her değişiklikten korkmak olmadığı gibi yeni bir değişikliği görmezden gelmek de değildir.

Kendi normalinizi bilmek, değişiklikleri önemsemek ve yaşınıza ve risk durumunuza uygun tarama programını sürdürmek erken tanının en önemli parçalarıdır.

Memenizde daha önce olmayan veya devam eden bir değişiklik fark ettiyseniz, internet üzerinden belirtileri karşılaştırarak kendi kendinize tanı koymak yerine hekiminize veya meme görüntüleme konusunda deneyimli bir radyoloji uzmanına başvurmanız uygun olacaktır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir ve kişisel tıbbi değerlendirmenin yerine geçmez.